5D03y1. Giriş Tarihi 1421 Son Güncelleme 1426 Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesince Sincan Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'nde görülen duruşmada, tutuklu ve tutuksuz sanıklarla taraf avukatları hazır bulundu. Duruşmada, darbe girişiminin yaşandığı dönemde Tümen Komutanı Tümgeneral Erdoğan Akyol'un şoförlüğünü yapan ve o dönem vatani görevini yerine getiren SEGBİS vasıtasıyla tanık olarak dinlendi. Erdoğan Akyol'un şoförlüğünü kendisinden başka üst devresi de yaptığını belirten o gün de şoför olduğunu, kendisinin ise haberci konumunda bulunduğunu söyledi. Akyol, bir düğüne gideceği için konuttan eşini de alıp düğün yerine ulaştıklarını anlatan ile dışarıda oturdukları sırada F16'ların uçtuğunu gördüklerini ve ne olduğunu anlayamadıklarını bildirdi. "SEN KİMSİN?" komutanın dışarı çıktığını ve "Hadi karargaha gidiyoruz." dediğini belirterek, giderken komutanının telefonunun çaldığını, konuşması sırasında Ahmet Bican Kırker isminin de geçtiğini dile getirdi. Akyol'un, "Sen kimsin de benim makamıma gelip oturuyorsun." dediğini duyduğunu da ifade ederek, hızla karargaha gittiklerini kaydetti. Akyol'un, şoför eşini konuta götürmesini istediğini, bu sırada kendisinin de komutanından önce merdivenlerden çıktığını anlatan şöyle konuştu "Karşımda bir tuğgeneral duruyordu. Yanında bir albay vardı. Elleri arkasında sarılıydı. 'Komutanın nerede' dedi. 'Geliyor' dedim. Komutanım da merdivenlerden çıktı. Odaya girdiler. Ben de başçavuşun odasına girdim. Bir süre sonra bağrışma seslerini duydum. Kapı açılınca komutanımız çıktı dışarı. Kırker'e 'Bican yanlış yapıyorsun' dedi. Ben de komutandan önce aşağı inip aracı hazırlayacaktım. Tuğgeneral 'Sen dur, biz götüreceğiz komutanı' dedi. 'Emredersiniz' dedim. Bizim komutanı Kırker, yanında bir albay ile indiriyordu." Kendisinin de aşağı indiğini ve Akyol'un beyaz bir otomobile bindirilip götürüldüğünü belirten komutanın telefonu yukarıda olduğu için onu almak üzere çıktığını söyledi. "Birden karşımda 10 silahlı teğmen gördüm. 'Sen kimsin?' dediler, 'Ben komutanın habercisiyim' dedim. 'Senin artık burada işin yok' dedi birisi." diye konuştu. Yanlarındaki bir başçavuşun, "Bırak çocuk geçsin." demesi üzerine teğmenlerin izin verdiğini ve haberci odasına geçtiğini dile getiren ancak komutanın odasına girmesine izin verilmediğini kaydetti. bir teğmenin de "Biz izin vermeden bir daha bu odaya girmeyeceksin." dediğini de anlattı. "ZAMANLA ÖĞRENİRSİN" Teğmenlerin televizyonu açtığını, o sırada vatandaşları ve "darbe" yazısını gördüğünü anlatan "Komutanım darbe ne demek?" diye sorduğunu, bu sırada başçavuşun, "Sen karışma, zamanla öğrenirsin" ifadesini kullandığını kaydetti. başçavuşun çay yapmasını söylediğini, bunun üzerine çay demleyip dağıttığını ifade ederek, "Teğmenlerden biri geldi. 'Halka bak, herkes ayaklanmış, sanki bir şey oluyor, bunların hepsini vuracaksın' dedi." diye konuştu. Bir ara sigara içmek için izin istediğini ve aşağı indiğini belirten daha sonra yukarı çıkmadığını bildirdi. darbeci tuğgeneral Ahmet Bican Kırker'in daha sonra tümen içinde gezdiğini de ifade ederek, daha sonra binaya girerken de kapıdakilere "Yukarı kimse çıkmasın" diye emir verdiğini vurguladı. Gece kapıya çektiği araca bindiğini ve bir süre uyuduğunu anlatan kalktığında karargahın etrafını tankların sardığını gördüğünü, bir süre sonra da içeridekilerin teslim olduğunu dile getirdi. Beyanının ardından tutuklu ve tutuksuz sanıklar gösterilen o gece gördüğü bazı kişileri teşhis etti. BİRLİĞE ÜSTEĞMEN ÇAĞIRMIŞ Tanık Uzman Çavuş 15 Temmuz akşamı evindeyken gibi üsteğmen Fatih Mehmet Kılıç'ın telefonla arayıp nedenini belirtmeden birliğe çağırdığını belirterek, kısa bir süre sonra gibi erler nizamiyesinden kışlaya giriş yaptığını ifade etti. Garaj bölgesine gittiklerini, burada eski bölük komutanı üsteğmen Koray Korkmaz'ın hemen tanka binmelerini istediğini ifade eden kendilerine de Jandarma Genel Komutanlığı'na saldırı olduğunun, hemen gitmeleri gerektiğinin belirtildiğini kaydetti. sivil kıyafetli olduğunu, alelacele tulumunu giydiğini dile getirerek, "Tankıma bindim. Şoför olarak İbrahim Akça ve ben vardım ve iki teğmen vardı." dedi. EĞİTİM TOPU YÜKLEMİŞLER Emir doğrultusunda cephaneliğe gittiklerini, burada eğitimlerde kullanılan, gerçek mühimmattan farklı olan 5 tank topu yerleştirildiğini bildiren uçaksavar mühimmatı yükleneceğinin de söylenmesi üzerine başka bir depoya geçtiklerini anlattı. mühimmat yüklenmesini beklerken başka bir tanktan üsteğmen Koray Korkmaz ve astsubay Mehmet Ayaz'ın geldiğini, Korkmaz'ın "Tanktan ineceksiniz. Diğer tank arızalı." dediğini, bunun üzerine tankından indiğini söyledi. Mahkeme Başkanının sorusu üzerine Fatih Mehmet Kılıç'ın söylemesi üzerine, amiri olmadığı halde Koray Korkmaz'ın emirlerine uyduğunu bildiren arızalı tankın yanına geçtiğini ve orada beklemeye başladığını dile getirdi. Bu sırada iki tankın oradan ayrıldığını belirten yaklaşık 5 dakika sonra bölük komutan vekili Levent Doğan'ın geldiğini, "Ortada başka şeyler dönüyor. Kimse bir yere kımıldamısın. Gidebilirseniz de garajlara dönmeye çalışın." dediğini aktardı. giden iki tankı durdurmak için Levent Doğan'ın da tankla nizamiyeye gittiğini ifade ederek, ancak onlara yetişemediğini sonradan öğrendiğini bildirdi. kendilerinin ise dışarıya çıkarılmadan bekletildiklerini dile getirdi. Duruşmaya öğle arası verildi. İSTANBUL “Avrupa Kültür Başkenti” sıfatını 2010 sonunda Turku ve Tallinn’e Finlandiya’nın eski sahil kenti, Tallinn Estonya’nın başkenti. İkisinin nüfusunu toplasan Kadıköy etmez, ama Avrupa sırasıyla yaşlı kıtadaki bütün kentleri bu sıfatla taçlandırmayı kültürel zenginlik açısından gerekli şükür, İstanbul’un böyle ek resmi sıfatlara ihtiyacı yok. O zaten “Dünyanın Kültür Başkenti!”1500 yıllık Ayasofya ve 400 yıllık “genç” Sultanahmet Camii, Avrupa’nın bu gelgeç sıfatına üzerlerinden süzülüp geçen bir martı sürüsüne bakar gibi bilgece gülümseyerek baktılar.“Biz buradayız, yine bekleriz!” ben de, göğsüme bir yıllığına resmen iliştirdiğim “İstanbul Kültür Elçisi” kokartı yerine çok önceden beri taşıdığım “İstanbul gönüllüsü” rozetini üstündeki görünmeyen bu rozet birkaç gün önce heyecanla geç de olsa, Santral İstanbul’un o sakin ortamında, Enerji Müzesi’ndeki İstanbul sergisini gezme fırsatı buldum. İstanbul’un 1910-2010 arasındaki mimari macerasını kattan kata, odadan odaya heyecanla izleyeceğiniz sergi bu eşsiz kentin kozmopolit bir imparatorluk merkezinden, global bir metropole dönüşmesinin öyküsünü anlatıyor. Fotoğraflar, haritalar ve maketler eşliğinde...Bir zamanlar girip çıktığınız tarihi binalar, misafir olduğunuz yalılar, yürüdüğünüz ve şimdi çok değişmiş sokaklar, bindiğiniz eski vapurlar ve otobüsler, kendi yaşamöykünüzle birlikte nostaljik bir film şeridi gibi geçiyor gözlerinizden...Her resim ve pano önünde dakikalarca duracağınız kadar zengin anlamlarla yüklü...* * *Gözlerim 1930 yılı başlarındaki bir afişe takılıyor zor ama “Saygısızlıkla Savaş Derneği” anlamına geliyor. Afişteki çizgiler tanıdık bir imzayla bütünleşiyor. İhap Hulusi 1898-1986. Türk grafik ve afiş sanatının efsane ismi. Afişteki takım elbiseli, kravatlı ve şapkalı adam elinde, halka gösterdiği mesajları içeren ipe dizili bir pano tutuyor. Üstünde şunlar yazıyor “Vatandaş, Yere Tükürene, Yasak Dinlemeyene, Herkesin Rahatını Bozana, Saygısızlıkların Her Türlüsüne, Aldırmamazlık Etme”.Afiş, sanki Taksim’de, Şişli’de, Beyoğlu’nda birden karşınıza çıkmış postmodern bir mesaj gibi tüylerinizi ürpertiyor. Kimmiş bu İstanbul gibi kaotik bir kentte “Saygısızlıkla Savaşa” cüret eden diye merak araştırınca karşınıza “Atatürk” çıkıyor. Cumhuriyet projesi ile bir ülkeyi, bir milleti çağdaşlaştırmayı kafasına koyan lider, 1930’ların başında bu kez kentleşme cephesinde “saygısızlığa” savaş açıyor. İhap Hulusi’ye emir veriliyor, bu afiş yaptırılıyor ve her yere sanki twitter’dan sosyal bir network’a uygarlık mesajları yollar gibi 70 yıl öncesinden günümüze sesleniyor. Kısa ve net sözcüklerle “Adam olun” diyor. * * *Kentli olmak, çağdaş olmak, uygar olmak. Bu serüvenin neresindeyiz? 100 yıllık İstanbul sergisinin çıkışında ister istemez bu sorular beyninize üşüşüyor. Kentinizi ve kendinizi bir kez daha güzel sergi maalesef 20 Kasım’da bitiyor. Görmek isteyenler acele etsin. VATANDAŞTAN GÖRÜNTÜ Koronavirüs Karantina Harekete Geç Polis Ekipleri Üst Sınır -CADDEDEN GÖRÜNTÜ-KAYMAKAM NEVZAT TAŞDAN ZONGULDAK - ÖZEL- Kaymakam Taşdan; “Hiç kimsenin başkasının hayatını tehlikeye sokmaya hakkı yok” ZONGULDAK - Zonguldak’ta koron virüs testi pozitif çıkan isimli vatandaş evden kaçarak ilk olarak markete ardından iddia bayine giderek oyun oynarken yakalandı. Edinilen bilgiye göre Zonguldak’ın Kilimli İlçesinde ikamet eden isimli vatandaş koronavirüs testi pozitif çıkmasının ardından evde karantinaya alındı. Ev karantinası devam eden isimli vatandaş Vefa gurubunun kontrolü sonrası evde olmadığı tespit edildi. Evi denetlemeye gelen ekipler evde olmadığını fark etmesi üzerine durumu polis ekiplerine haber verdi. Ekipler olayla ilgili çalışma başlatırken şahısın ilk önce markete ardından da iddia bayine gitti tespit edildi. Ekipler tarafından yeri tespit edilen şahıs yakalanarak cezai işlem uygulandı. Yaşanan olay üzücü ve sorumsuzca Yaşanan olayı anlatan Kilimli İlçe Kaymakamı Nevzat Taşdan, yaşanan olayın çok üzücü ve sorumsuzca olduğunu söyleyerek “Çok üzücü ve sorumsuzca davranılan bir olay. Biz pandemi sürecinin başından buyana çok güzel ir sistem kurduk. Pozitif vaka ve onların temaslılarını evde sürekli denetleyen sürekli denetlen 6-7 ayrı ekip kurduk. Dünde kurduğumuz ekipten birisi bu vatandaşı denetlemek için eve gidiyor. Evde olmadığı fark edilince ekipler nereye gitti diye soruyor aile ekmek almaya gittiği söylüyor. Ekiplerimiz bu durumu whatsapp grubundan paylaşıyorlar. Ekiplerimiz harekete geçerek kısa sürede yerini tespit ediyorlar. Görüntülerden de ilkönce markete ardından da iddia bayine giderek oyun oynuyor. Hemen kendisi hakkında gerekli işlemi yaptık. Türk ceza kanunun 195 maddesine göre adliyeye sevk ediyoruz. 2 aydan 1 yıla kadar cezası var. Aynı zamanda da üst sınır olan 3 bin 180 TL ceza uyguladık. Bu ceza ayrı bir olay. Vatandaşımız bunu ayrı kişilere bulaştırıyorsa bunun vebali var. Bu üzücü bir durum. Biz bu konuda taviz vermiyoruz. Hiç kimsenin başkasının hayatını tehlikeye sokmaya hakkı yok. Bu sıkıntı süreci herkes üzerine düşeni yapmak zorunda” şeklinde konuştu. SÖ-6 Eylül 2020 Pazar günü yayınlandı Üretici zeytinin kilosunu TL’ye mal etmiştir. Buna karşılık şu an yeşil zeytinini 2 TL’ye satmak zorundadır. Yani zarar etmektedir. Son günlerin moda deyimi ile konkordato’ ilan etmek üzeredir. Örgütlenmenin artık kaçınılmaz olduğunu gören üreticimiz, önümüzdeki günlerde yeni birlik ve kooperatifler kurmanın arayışı bugün için, yani çiftçimizin nefes alabilmesi için sofralık zeytine prim verilmesi artık zorunlu hale gelmiştir. Talebini her platformda dile getirmiş, ancak bu haklı istek muhataplarında karşılık bu haklı talebinin sıklıkla dile getirilmesi, sizler aracılığıyla bu konuda kamuoyu oluşturulması önemlidir. 320 bin ailenin sesinin duyulması konusunda desteğiniz bizlere katkı sağlayacaktır. A. Vehbi BAKIRLIOĞLU - Manisa MilletvekiliİHAP HULUSİ 120 YAŞINDAO Türk afiş ve grafik sanatının öncüsü, Cumhuriyet öncesi ve sonrası dönemi çizen, çalışmaları günümüzde de güncelliğini koruyan bir usta. Modern Türkiye’nin inşasını çizgileriyle anlatırken mesajı çok net biçimde verir İhap Hulusi. Fikirlerinin zamansızlığı günümüzde dahi güncel olmasını beraberinde getirir. Örneğin vatandaş afişi. 1931 yılında çizdiği bu afişte “Yere tükürene, yasak dinlemeyene, herkesin rahatını bozana, saygısızlıkların her türlüsüne; aldırmamazlık etme” diyor. Her dönemin insanına seslenebilen, kendi zamanın ötesinde bir sanatçı o. Vatandaş, aldırmamazlık etme! Onun tüm çalışmalarını görmek isterseniz Ender Merter tarafından 2010 yılında hazırlanan, Marmara Üniversitesi Cumhuriyet Müzesi’ndeki Müsellesten Üçgene’ özel galerisini ziyaret edebilir, veya sayfalarını inceleyebilirsiniz. 29 EKİM BAYRAMI'NI ANLAMLI KUTLAMAKTANRININ gizemli atölyesi diye adlandırdığı tarih içinde günlük ve önemsiz olaylar pek çoktur. Tarihte de günlük yaşamda olduğu gibi çok görkemli ve unutulmaz anlara pek rastlanmaz. Bir ulusun içinden bir dâhinin çıkabilmesi için milyonlarca insanın dünyaya gelmesi gerekli olmuş, gerçek bir tarihsel olayın, yani yıldızın parladığı anların oluşması için çok beklenilmiştir. Ancak bir ulusun içinde bir dahi ortaya çıkınca çağlar boyu kendisinden söz ettirir; böyle bir an ortaya çıkarsa, bu gelecekteki on yılların ve yüzyılların belirleyicisi olur. 19 Mayıs yıldızın parladığı andır. 29 Ekim bu yıldızın güneş olup etrafı aydınlattığı andır. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı şimdiden hepimiz için kutlu olsun. Referans kitap Stefan Zweig–Yıldızın Parladığı Anlar Dr. Cengiz KUDAYCHP'DE DANANIN KUYRUĞU KOPUYORCHP, yerel seçimler öncesi bugün İstanbul’da son belediye başkanları toplantısını toplantıda 2019 yerel seçim vizyon belgesi açıklanacak ve 2019’da nasıl bir kampanya yürütüleceğinin ana hatları da ortaya konulacak. Ayrıca bu toplantıda Sosyal Demokrat Belediyeler Derneği’nin SODEM başarı ödülleri Kılıçdaroğlu tarafından belediye başkanlarına başkan adaylarının önümüzdeki yerel seçimlerde neleri nasıl yapmaları konusunda da parti genel merkezi tarafından bir propaganda ve iletişimle ilgili bir sunum da yapılacağı toplantıdan sonra yapılacak ilk parti meclisi ile birlikte hangi il ve ilçede hangi yöntemle belediye başkanının belirleneceği de SÖZÜ “AKP sayesinde cumhuriyete bağlılığımız, Atatürk sevgimiz arttı; başta İnönü olmak üzere tüm milli mücadele kahramanlarına saygımız çoğaldı. Teşekkürler AKP...”Mehmet Necati GÜNGÖRDuvar reklamlarına neden izin verilmiyorİZMİR Duvar Reklamcıları Derneği üyeleri İBB Başkanı Aziz Kocaoğlu’na soruyor “Duvar reklamlarına izin verilmezken neden ilan vergisini alıyorsunuz? Direk reklamları ihalesiz İlbak Holding tarafından Gediz AŞ’den geri alındı. 300 adet olan elektrik direkleri 5000 âdete nasıl çıktı? İzmir’de reklam tekeli mi oluşturulmak isteniyor. İzmir Belediyesi Genel Sekreteri Dr. Buğra Gökçe neden bizlere randevu vermiyor?Şeker işçisine yazıkŞEKER fabrikalarının özelleştirilmesine yönelik mücadeleleri ile öne çıkan Şeker-İş Sendikası Başkanı İsa Gök’ün Hürriyet’te dünkü manşeti, sendikanın başkanına emekçinin düşük ücretinden kesilen aidatlarla milyonluk makam aracı alınması hiç şık olmadı. Gök, işçinin zorlukla geçindiğini biliyor. Sendika üyesi işçilerin çoğunluğu fabrikaların kapatılmasından ötürü işini yitirdi, ekmeğinden oldu. Zaten sendikacılık ülkemizdeamaçlanan düzeyde değil, Avrupa’nın hayli gerisinde. Bu tür haberler kamuoyunda sendikacılara olan güveni erozyona uğratıyor. Salt Şeker-İş değil, diğer bazı sendika başkanları da lüks makam otomobil kullanıyor, dikkat çekiyor. Yaşamları emekçiye hiç uygun değil. Oysa, sendika başkanları tutumlarıyla emekçiye, topluma örnek olmalı, güven vermeli. Sendikacılığa güven diplerde. Umarız başkan daha mütevazi bir araca KARAMANCHP hisselerinin devri bir hukuk cinayetidirANKARA Milletvekili Murat Emir, CHP’nin İş Bankası hisselerinin AKP-MHP işbirliğinde, yasal düzenlemeyle Hazineye devrinin mevcut koşullarda mümkün olamayacağını ifade etti, bu devrin ancak müsadere yoluyla gerçekleşebileceğini, müsaderenin de zulüm, baskı ve cebir anlamına geldiğini vurgulayarak, bunun Anayasa’sının 35. Maddesinde koruma altına alınan mülkiyet hakkının açıkça ihlali anlamına geleceğini” söyledi ve “Anonim şirketlerde hisseler, sahibinin rızası olmadan elinden alınamaz” diye de ekledi. Gergedan böceğini toplayanlara 73 bin 747 lira ceza - 0931 Güncelleme - 0943 Afyon Kocatepe Üniversitesi Doğa Koruma Biyoizlem Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Erişmiş, doğada görülen gergedan böceğini toplanmasının ancak devlet izniyle yapılabildiğini belirtti Afyon Kocatepe Üniversitesi AKÜ Doğa Koruma Biyoizlem Uygulama ve Araştırma Merkezi DOKOBİM Müdürü Doç. Dr. Uğur Cengiz Erişmiş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Avrupa ve Türkiye'de nemli bölgelerde yaygın olarak görülen 'gergedan böceği'nin oryctes nasicornis baş kısmındaki boynuz dolayısıyla bu isimle bilindiğini söyledi. Erişmiş, "Dünyanın farklı noktalarında 12-16 santimetre arasında görülebiliyor. Bizdeki boyutları da 2-6 santimetre arasında genellikle. Afyonkarahisar'da da büyük örnekleri bulmak çok zor. Bu böceğin doğadan toplanması, ülkemizin biyolojik çeşitliliğine zarar vermiş oluyor. Ekolojik dengeyi bozmuş oluyor" diye konuştu. "MİNİMUM CEZASI 73 BİN 747 LİRA" Erişmiş, doğadan bu böceğin toplanmasının çevre kanununa göre 73 bin 747 lira cezai yaptırımının olduğunu vurguladı. Türkiye'nin Dünya Biyoçeşitlilik Sözleşmesi'ne taraf bir ülke olduğunu aktaran Erişmiş,"Bu böceğin toplanması ancak devlet izniyle yapılabilir. Bu yasal izin belgesi elinizde yok ise minimum cezası 73 bin 747 lira. Hatta yurt dışına göndermeye kalktığınızda da bu ceza oranı 5 katına kadar çıkabiliyor" ifadelerini kullandı. "SATILMASI SÖZ KONUSU OLAMAZ" İnternet üzerinden ve sosyal medyada "Gergedan böceğinin 90 -100 bin dolara satışının yapıldığı şeklinde iddialar bulunduğuna dikkati çeken Erişmiş, "Bunlar doğru değildir. Gergedan böceğinin satılması söz konusu olamaz. Sadece bu konularla ilgilenen bazı koleksiyoncular var. Onlar da çoğu zaman kendi aralarında takas yapıyorlar. 1-2 dolar civarında bazen alımlar oluyor. Bunlarda da çok fazla inanılmaz rakamlar mümkün değildir" sözlerine yer verdi.

vatandaş yere tükürene herkesin rahatını bozana