LeylaYakupoğlu, "Necip Mahfuz’un es-Sülâsiyye’si (Üçleme) İle Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun Kiralık Konak Adlı Romanının Karşılaştırılması ”, İstanbul Üni. Sosyal Bilimler Enstitüsü, Basılmamış Yüksek Lisans. Tezi, İstanbul, 2013, s.45. Roman, ilk zamanlar toplumla ters düşer ve tartışmalara neden olur.
Kiralık ev fiyatları ile ilgili açıklama geldi. Fiyatlar fahiş rakamlara ulaştı. Konut krizi giderek derinleşiyor. Vatandaşın ev sahibi olması neredeyse imkansız hale gelirken, kiralık ev tutmak da artık cep yakıyor. Kiralık ev yerine kiralık odalara yönelim başladı. Bazı bölgelerde kullanılamaz halde olan konutlar dahi, kiralık olarak vatandaşa sunuluyor. Kiracı
Türkiyeile Suriye, Kuzey Kore ve Ermenistan arasındaki diplomatik ilişkiler donmuş durumda. Bazı ülkeler bir Türk vatandaşının o ülkede mülk satın almasına izin vermeyeceğinden, bu ülke vatandaşlarının Türkiye'de mülk satın almasına izin verilmiyor.
Kitapta ilk olarak şehirleşme-sanayileşme arasındaki çok boyutlu ilişkiler ağını temel bir eksen olarak ele alan yazar, kentsel yayılma ile kentsellik bilinci/kimliği/niteliği arasındaki gerilim noktalarına; kullanım değeri-değişim değeri ayrımı üzerinden ışık tutarak kendisine ait “şehir” ve “kent yaşamı
Emre Tirrun (30), 2015 yılında Pamukkale Üniversitesi Halkla İlişkiler Bölümü'nü kazandı. Eğitimi için Denizli'ye giden Tirrun, bir süre sonra küçük eşyalarını taşımak için bir günlük araç kiraladı. İddiaya göre, kiraladığı aracın bedelini ödeyen Tirrun'a kullandığı kiralık aracı teslim alırken boş senet
KiralıkAşk tüm yorumlar - Sayfa: 44. günaydın ikinci sezon kararını sakin beklemek gerekir haftalardır biz izleyiciler elimizden geldiğince sesimizi duyurmaya çalıştık tag olsun mesaj olsun ne gerekiyorsa yapıldı ve basın yayın herkes kiralık aşk seyircisinin ne denli fanatik bağımlı olduğunu biliyor izleyici kitlesinin farkındalar..oyuncularımızda bu rüzgarı en
eq7Okl. Reads 4,823Votes 195Parts 14Ongoing, First published Sep 04, 2020İmparatorluğun çöküş çanlarının sesi işitilirken kuşaklar arasında farklılaşan değer yargılarının, yaşam biçimlerinin çatışmasını sergileyen bir roman. Seniha-Faik-Hakkı Celis üçgeni. Tedirgin, yerleşememiş insanlar topluluğunun ortak ruh halleri, aranan nedenler, bulunan farklı gerekçeler. Yirminci yüzyılın ilk yarısında büyük bir üretkenlikle dergilere yazdığı şiir, öykü, makale ve eleştri türü yazılarla Türk edebiyatı sahnesine adımını atan Yakup Kadri Karaosmanoğlu, romanları, hikayeleri, denemeleri, oyunları ve anılarıyla, en önemli edebiyatçılarımız arasında yer alır. Üslup özellikleri bakımından Yakup Kadri'nin 1910'dan 1974'e dek verdiği eserler Türkçe'nin geçirdiği bütün evreleri yansıtır. Eserlerinin konu ve fikir zenginliği de dil özelliklerinin çeşitliliğinden aşağı kalmaz. Yakup Kadri'nin Fransız edebiyatı etkisinde başlayan yazarlığı, 1920'lerden sonra özgün bir sese kavuşarak siyasi ve sosyolojik konulara, tarihe, dönem çatışmalarına ve birey psikolojisi irdelemelerine yönelir. Fecr-i Ati'den yetişmiş ama bunu izleyen elli yıl boyunca toplumsal koşullar, tarihi süreçler ve bireysel portreleri romanın dokusuna işlemek için roman tekniğiyle de boğuşmuş bir yazar olan Karaosmanoğlu'nun eserleri, hala tüketilmemiş ayrıntılarının tartışılıp incelenmesi gereken zengin bir "panoroma"dır. İletişim YayınlarıPublic DomainTable of contentsLast updated Dec 31, 2020
yakup kadri karaosmanoglu nun en guzel romanlarindan biridir. uc kusak arasindaki catismayi gozler onune serer. ayrıca aynı adlı romandan uyarlanmış 5 bölümden oluşan, trtnin ilk dizilerinden bir tanesi. tiyatro ortamında çekilmistir, oyuncuların indigi merdivenleri bile teker teker gösterir, derya baykal seniha rolüyle basroldedir. yazarın malesef genelde göstermek yerine söylediği, sonlara doğru akıcılaşan, zamanın değişimini anlatıp ironik bir şekilde biten roman. kapağından sıkıcı bir kitap olduğu izlenimi veren, ama okudukça sevilebilen akıcı kitap. kitap 1. dünya savaşı öncesinde geçmektedir ve bu dönemdeki yabancı hayranlığı dahil sosyal sorunları anlatır. gecen gun turk dili dersinin final sorusu olarak kar$ima cikmi$ yakup kadri karaosmanoglu'nun universitedeyiz be karde$ neden kitap okuyo muyuz okumuyo muyuz kontrol etmek icin romani finalde sorarsin ki? çok başarılı kostümlere sahip oyun. yakup kadri karaosmanoglu'nun 1922'de 33 yasindayken yazdigi; kendine yol arayan genç bir kizi, dede-torun sevgisi ve bunu zorlayan kusak çatismasini, bati'ya fakli yaklasimlari, uluslararasi siyasi depremleri, 1. dünya savasi'ni ve istanbul'un bu dönemde içinde bulundugu tehlikeyi anlatan perdelik ve 1 saat 50 dakikalik tiyatro uyarlamasini ise tarik günersel üstlenmistir. toplam 13 kisilik gökhan egilmezbas, yeliz tozan uysal, sevinç erbulak, toron karacaoglu, mert yavuzcan, meriç benlioglu, cem uras, alev oraloglu, aslihan kandemir, dogan altinel, berrin koper, tarik serbetçioglu, binnur serbetçioglu, naci tasdögen oyuncu kadrosuna sahip oyun bu ay ve ocak 2005 boyunca istanbul büyüksehir belediyesi sehir tiyatrolari'nda gösterimdedir. her romanda klasik muhabbet olan "romanın yazarı sizce kendini hangi karakterde romana katmıştır" sorusuna verilebilecek cevap hakkı celis olacaktır gördüğüm kadarıyla. bir yanda istanbulda "harp zenginleri" her eğlencenin, israfın dibine vurmuşken diğer taraftan devlet elden gitmektedir. - spoiler -nitekim hakkı celis askere yazılıyor ve sonra sorgulamaya başlıyor tabi biz bunların rahat rahat içip sıçabilmesi için mi savaşıyoruz? ve bence olabilecek en güzel sonuçla, romanın verebileceği en güzel mesajla sonlanıyor roman, duyarlı kardeşimiz vatan millet aşkı ile şehit oluyor. - spoiler - yakup kadri karaosmanoğlu 'nun ilk romanıdır. istanbul'da istanbulin devriyle redingot devrini kıyaslayarak, büyük ev hayatının, konak yaşamının nasıl da soysuzlaştığını, terbiyemize kadar nasıl rokokolaştığımızı anlatarak başlar yazar hikayesine. sonra naim efendi'den, kızı sekine hanım ve damadı servet bey'den, torunları cemil ve seniha'dan, konaktan eksik olmayan arkadaşları faik bey'den bahseder. servet bey, cemil, seniha ve faik bey, avrupa modaların peşinde koşan alafranga-züppe tipler olarak tasfir edilir. naim efendi ise eskinin temsilcisidir. lüks tüketim içinde, har vurup harman savurarak, alafranga adetler içinde yaşamlarını geçiren torunlarının karşısında naim efendi bir "fosil" gibidir. akrabaları olan hakkı celis ise romanda ideal karakter olarak karşımıza çıkar. şiir ve felsefeyle içli dışlı olan, hisli, içine kapanık, seniha aşığı bu genç adam, romanın sonunda da milli kimliğin temsilcisi haline gelir. bir dönem romanı olan kiralık konak'ta değişen adetleri, çözülen gelenekleri, yeni alafranga yaşam tarzını, apartman hayatını görürüz. bir yandan memleket savaşın eşiğindedir, balkan savaşlarının ardından savaşı kapıdadır ve en sonunda da gelip çatar. ama diğer yandan savaşa aldırmayan, kendi gündelik dertlerinin, çıkarlarının peşinde koşuşturan avrupa özentisi bir sınıf peydah olmuştur. bu sınıfın temsilcileri savaş sırasında da "harp zengini" olurlar. para yapıp bir an evvel avrupa'ya kaçmayı hayal ederler. yakup kadri romanında bir yandan bu züppeliği, özentiliği, lüks tüketimi ve duyarsızlığı eleştirirken, bir yandan da aşırı bir milli gurur ve hassasiyetle hakkı celis gibi bir gönül adamını kahramana dönüştürüp romanın son sayfalarını göz yaşları içinde çevirmemizi arzular. ekşi sözlük kullanıcılarıyla mesajlaşmak ve yazdıkları entry'leri takip etmek için giriş yapmalısın.
27 Mart 1889'da Kahire'de doğdu. İlköğrenimine ailesiyle birlikte gittiği Manisa'da başladı. 1903'te İzmir İdadisi'ne girdi. Babasının ölümünden sonra annesiyle yine Mısır'a döndü, öğrenimini İskenderiye'deki bir Fransız okulunda tamamladı. 1908'de başladığı İstanbul Hukuk Mektebi'ni bitirmedi. 1909'da arkadaşı Şehabettin Süleyman aracılığıyla Fecr-i Âti topluluğuna katıldı. 1916'da tedavi olmak için gittiği İsviçre'de üç yıl kadar kaldı. Mütareke yıllarında İkdam gazetesindeki yazılarıyla Kurtuluş Savaşı'nı destekledi. 1921'de Ankara´ya çağrıldı ve bazı görevler verildi. 1923'te Mardin, 1931'de Manisa milletvekili oldu. Bir yandan da gazeteciliğini ve roman yazarlığını sürdürdü. 1932'de Vedat Nedim Tör, Şevket Süreyya Aydemir, Burhan Asaf Belge ve İsmail Hüsrev Tökin ile birlikte Kadro dergisinin kurucuları arasında yer aldı. Savunduğu bazı görüşler aşırı bulunduğu için Kadro dergisinin 1934'te yayımına son vermek zorunda kalmasından sonra Tiran elçiliğine atandı. Daha sonra 1935'te Prag, 1939'da La Haye, 1942'de Bern, 1949'da Tahran ve 1951'de yine Bern elçiliklerine getirildi. 27 Mayıs 1960'tan sonra Kurucu Meclis üyeliğine seçildi. Siyasal hayatının son görevi 1961-1965 arasındaki Manisa milletvekilliği oldu. 13 Aralık 1974'te Ankara'da öldü. Yazı Hayatı Karaosmanoğlu yazarlığa Ümit, Servet-i Fünun, Resimli Kitap gibi dergilerde başladı. Fecr-i Âticiler'in 'sanat şahsî ve muhteremdir' görüşünü paylaştığı ve 'sanat için sanat' yaptığı bu ilk döneminde Nirvana adlı bir oyun, makaleler, denemeler, düzyazı şiirler ve öyküler yazdı. Balkan Savaşı ve I. Dünya Savaşı sırasında ülkenin durumu, sanat anlayışını değiştirmesine yol açtı. Türk toplumunun çeşitli dönemlerdeki gerçekliğini sergilemek istediği için bir ikisi dışında eserlerinde belli tarihi dönemleri ele aldı. Kiralık Konak I. Dünya Savaşı öncesinin, Hüküm Gecesi II. Meşrutiyet´in, Sodom ve Gomore Mütareke döneminin, Yaban Kurtuluş Savaşı yıllarının, Ankara Cumhuriyet´in ilk on yılının, Bir Sürgün II. Abdülhamid döneminin işlendiği romanlardır. Panorama 1923-1952 yıllarını kapsar. Karaosmanoğlu 1920´lerden sonra iyimser bir devrimci görünümündeyken, sonra umutlarını yitirerek romancılığını devrimci yönde kullanmaktan vazgeçmiştir. 1955'ten sonra da anı kitaplarından başka bir şey yazmamıştır. Romanları arasında en ünlüleri Nur Baba, Kiralık Konak ve Yaban'dır. Nur Baba, Karaosmanoğlu'nun ilk romanıdır. 1922'de kitap olarak çıkmadan önce gazetede yayımlanmıştır. Ama yazılışı ondan sekiz dokuz yıl öncesine gider. O yıllar Karaosmanoğlu'nun Eski Yunan ve Latin edebiyatıyla ilgilendiği ve Çamlıca'daki bir Bektaşi tekkesine devam ettiği dönemdir. Nur Baba'yı Euripides'in Bakkhalar'ından esinlenerek ve tekkedeki gözlemlerine dayanarak yazmıştır.
Özet2. Abdülhamit devrinin ileri gelenlerinden olan Naim Efendi; kızı Saime Hanım, damadı Servet Bey ve torunları Seniha ve Cemil ile birlikte, babadan kalma geniş bir konakta pazartesi Seniha ile Cemil, çay toplantıları ve eğlenceler düzenlemektedirler. Naim Efendi her ne kadar eskiye sıkı sıkıya bağlı olsa da, bu tür eğlencelere çok sevdiği torunu Seniha’nın hatırı için katlanmaktadır. Cemil’in çok yakın arkadaşı olan Faik Bey de bu eğlencelere katılır. Konaktaki toplantılara Seniha ve Cemil’in hala torunu olan, romantik yapılı bir şair olan Hakkı Celis de katılmaktadır. Naim Efendi, konaktakilerle anlaşamadığı için sık sık kız kardeşi Selma Hanım’a giderek onunla dertleşir. Selma Hanım, Naim Efendi’nin ailesinin yaptıklarını hiç beğenmez ve ağabeyini bu konuda sık sık uyarır. Selma Hanım’a göre, ağabeyinin torunlarının en büyük eksikliği utanma duygusundan uzak olmalarıdır. Kendi torunu Hakkı Celis’in, Seniha ve Cemil’e benzememesi onu gururlandırır. Seniha, Faik Bey’den dinlediklerinin etkisiyle hep aynı çevrede bulunmaktan sıkılır. Zamanla bu bir buhrana dönüşür. Doktorlar bu rahatsızlığın evlenip anne olduktan sonra geçeceğini söylerler. Fakat Seniha eski usullerle evlenmek istemez. Kendisine göre bir evlilik anlayışı vardır. Kiralık Konak Eser İncelemesiSeniha’nın sinir buhranlarına iyi geleceği düşüncesiyle, doktorların tavsiyesine uyarak onu, Madam Kronski ile beraber Büyükada’ya halası Necibe Hanım’ın yanına gönderirler. Seniha, halasının tavırlarını beğenmez ve sıkılır. Bunun üzerine Necibe Hanım, Cemil aracılığı ile Seniha’nın arkadaşlarını Büyükada’ya davet eder. Bu davete Faik Bey, Belkıs Hanım, Nuriye ve Neyyire kardeşler ile Hakkı Celis katılır. Hakkı Celis, bir ara fırsatını bulup Seniha’ya aşkını itiraf eder fakat Seniha Faik’i sevmektedir. Seniha ve Faik arasında Büyükada’da güzel bir aşkın ilk tohumları atılmış olur. Naim Efendi ve Servet Bey’e Büyükada’da olup bitenler hakkında imzasız mektuplar gelir. Naim Efendi damadıyla bu konuda konuşmak ister, fakat Servet Bey yazılanlara önem aşk devam etmektedir. Seniha çocuklaşır ve romantik, şairane duygular beslemeye başlar. Faik Bey, Seniha’nın bu durumundan hoşlanmaz. Onun aklı fikri kumardadır. Seniha’nın neşesi konağa döndükten sonrada devam eder. Öte yandan Faik Bey büyük bir kumar borcuna girmiştir. Seniha’dan para ister ve parası olmadığı için, Seniha’nın elmaslarını olaydan sonra Seniha, Faik’i gözünde çok büyüttüğünü, onun basit ve adi birisi olduğunu görür. Birbirlerini çok sevmelerine rağmen evlenmek istemezler. Sakine Hanım bu durumu Naim Efendi’ye bildirir. Naim Efendi ne yapacağını bilmez ve Faik’in babası Kasım Bey’i görmeye gider. Ona iki gencin evlenmesinin uygun olduğunu anlatır. Kasım Bey de kararı gençlere bırakır. Naim Efendi’nin Kasım Bey ile görüşmesi Seniha’yı sinirlendirir. Yaşadığı hayatın kendisini sıktığını, buna daha fazla dayanamayacağını belirterek, büyük babasına kızar ve ona hayat hikayesini anlatır. Kiralık Konak TahliliNaim Efendi, bu duruma çok üzülür. Sıkıntıdan hastalanır ve yatağa düşer. Kendisini bu olaydan sorumlu tutar ve uslanmaya karar verir. Belkıs Hanım’ın kocası ile yurt dışına çıkacağını öğrenen Seniha’nın Avrupa özlemi artar. Madam Kraf’la beraber gizlice Avrupa’ya kaçar. Servet Bey durumu kıskanır ve kızar. Servet Bey uzun zamandır modern bir apartman dairesine taşınmak istemektedir. Bu olayları ve Seniha’nın dönecek olmasını bahane ederek taşınır. Koca konakta yalnız kalan Naim Efendi maddi ve manevi anlamda daha da kötüye düşmektedir. Bu günlerinde Naim Efendi’nin ziyaretine kızı ve kız kardeşi gelir. Ancak Naim Efendi’nin en çok dertleşmek istediği kişi Hakkı Celis’tir. Hakkı Celis, Naim Efendi’ye Seniha’yı hatırlatmaktadır. Bir süre sonra Seniha Avrupa’dan Necib Bey adında zengin birini bulduğu haberi yayılmaktadır. Kiralık konak roman tahliliBu arada da Şişli’deki apartmanda her gün birileri şerefine, eğlenceler, ziyafetler verir. Naim Efendi ise gün geçtikçe kötüleşmektedir. Seniha’nın Necib Bey’le evleneceği haberi yayılır. Hakkı Celis askere gider. Bu durum Naim Efendi’yi daha büyük bir boşluğa sürükler. Selma Hanım konağa pek çok kiracı gönderir. Naim Efendi kiracıları, türlü bahanelerle geri Celis, bir müddet için harpten döner. Döndüğünde Seniha’nın Necib Bey’le yapacağı evliliğin gerçekleşmeyeceğini öğrenir. Necib Bey, Seniha’yı bırakarak Avrupa’ya kaçmıştır. Hakkı Celis, yolda Faik Bey’e rastlar ve ondan Seniha’nın durumunu öğrenir. Tam o sırada Seniha, araba ile geçerken onları görür ve Hakkı Celis’i evlerine götürür. Hakkı Celis, Seniha’yı hala sevdiğini anlar. Seniha, ona Faik’in yaptığı kötülükleri anlatır. Hakkı Celis, ertesi gün Çanakkale’ye harbe gider. Kiralık Konak ÖzetiBu olaydan on beş gün sonra bir akşam Servet Bey’in evinde ziyafet verilir. Servet Bey, bir an önce zengin olup Avrupa’ya kaçmayı düşünmektedir. Ziyafete Seniha’nın yeni nişanlısı olarak Azmi Bey de katılır. Tüm bu olaylar olurken, Hakkı Celis Çanakkale’de şehit düşmüştür. Seniha ziyafette bunu öğrenir. Fakat eğlencesine devam ederek büyük uçuruma tekrar Konak İncelemesi Videolu AnlatımKiralık Konak İncelemesi“Yakup Kadri bu romanı alt yapısından üst yapısına kadar bir değişim sürecine giren Türkiye’de bu sürecin sonucu olan bir sorunu dile getirir. Zaman olarak da bu sonucun belirgin bir biçimde yaşandığı 2. Meşrutiyet dönemini seçer.” Değer yargılarının alt üst olduğu bir dönemi, kuşaklar arasındaki çatışmayı anlatır. Kiralık Konak’ta, Batıya özenme ve bu özentinin ortaya çıkardığı topluma yabancılaşma durumu, insanların dünya görüşünün değişmesi, bundan dolayı da yaşama biçiminin farklılaşması ve insan ilişkilerinin yozlaşması eserin ana çatısını Kadri Karaosmanoğlu, tarihsel süreci Tanzimat Döneminden Meşrutiyet’e değin “İstanbul’un redingot dönemleri” diye iki safhaya ayırmıştır. Abdülmecit döneminin İstanbul’unda giyimine kuşamına dikkat eden, aile babası özellikleri gösteren, zarif, namuslu ve ölçülü İstanbul beyefendisi kişiliği, II. Abdülhamit döneminde redingot giyen yarı uşak, yarı memur, iki yüzlü insana dönüşmüştür. Sonuç olarak da, yaşayış, düşünüş ve giyiniş şekillerinin kendine özgü olma durumları gitmiş, gelenek diye bir şey kalmamıştır. Yakup Kadri bu birbirine bağlı toplumsal sorunu ustalıkla işlemiştir. Kiralık Konak Roman ÖzetiYakup Kadrinin kişileri ele alış ve yansıtışında değişme olgusu da göze çarpar. Romandaki birinci kişiler, hayat ile ilişkilerinin gelişim sürecinde bilinçli yada bilinçli değişime uğrarlar. Naim Efendi Seniha ve Faik Bey adım adım olumsuzluğu yuvarlanırken, Servet Bey şişlideki apartman katına taşınır. Olumlu sayılabilecek tek gelişme Hakkı Celis’de görülür. Seniha’ya beslediği sevgiye karşılık bulamayınca, insanların aşka olan bakış açılarının değiştiğini görünce önce bir boşluğa düşme hissine kapılacak ancak savaş başlayınca gerçeğin farkına varıp vatan ve millet sevgisine sarılacaktır. Yakup Kadri’nin anlattığı toplumsal çözülüşü, yeni bir oluşumun geçiş evresi olarak aldığını, görünürdeki yozlaşmanın toplumsal yapısına ilişkin görülmeyen nedenlerini kavradığını söylemeliyiz. Eleştirinin ötesine geçmeyişi, olumsuzlamadan kurtulamayışı da buna bağlanabilir. Ama yansıttığı toplumsal gerçekliğin doğruluğu da yadsınamaz. Kiralık Konak’ı da önemli kılan bu gerçekçiliğe bağlılıktır. Kiralık Konak roman tahliliKiralık Konak Olay Örgüsü⦁ Seniha’nın verdiği her pazartesi her çay partileri. Bunun sonucunda Faik Bey’e karşı olan platonik aşkın gün yüzüne çıkması ve aralarındaki münasebetin giderek artması. ⦁ Seniha’nın hastalanıp Büyükada’daki halası Necibe Hanım’ın konağına gitmesi. ⦁ Seniha’nın rahatsızlanması. Faik Bey’in aynı şeyleri konuşması yani Fransa hakkında sürekli konuşması sonucu Seniha’nın bunalıma girmesi.⦁ Avrupa merakı olan Seniha’nın bir gün evden çıkıp Avrupa’ya gitmesi ve ailesinin ardından yaşadığı sıkıntılar. ⦁ Servet Bey’in hep hayalinde olan, konaktan ayrılıp, modern Avrupa tarzında bir apartman katına çıkması ve bunun sonucunda Naim Efendi’nin koca konakta yapayalnız kalması ⦁ Seniha’nın Avrupa’dan dönmesi ve ailesinin Faik Bey’le ileri derecedeki münasebeti tüm ayrıntılarıyla öğrenmesi ve ailelerinin onları evlendirmek için vermiş oldukları çaba. Kiralık Konak İncelemesi⦁ Seniha’dan gelen mektup ve telgraf sonucu da Seniha’nın parasız kalması ve dedesi Naim Efendi’den para istemesi. ⦁ Hakkı Celis’in Seniha’ya küçüklüğünden beri süre gelen aşkının onu gördükten sonra son bulması ve bu aşkın ülkede harp çıktıktan sonra, millet aşkına ve millet sevgisine dönüşmesi. ⦁ Naim Efendinin konağı kiraya vermek istemesi, ve kendisi içinde yaşadığı sıkıntı. ⦁ Seniha’nın Hakkı Celis ile ilk münasebeti ve daha sonra Hakkı Celis’in tekrar cepheye dönmesi. ⦁ Servet beylerde düğün gecesini andıran bir ziyafetin olması ve burada, Hakkı Celisin öldüğünün duyulması ve konuşulanlar. Kiralık Konak roman tahlili Kiralık Konak Şahıs Kadrosu⦁ Naim Efendi ⦁ Torunları Seniha ve Cemil Bey ⦁ Kızı Sakine, ⦁ Damadı Servet Bey, ⦁ Hakkı Celis, ⦁ Faik Bey, ⦁ Madam Kronski, ⦁ Selma Hanım, ⦁ Necib Bey, ⦁ Azmi Bey, ⦁ Kasım Paşa, ⦁ Belkıs Hanım, ⦁ Nuriye ve Neyyire Naim Efendi, torunları Seniha ve Servet Bey, Faik Bey, Hakkı Celis baş kahramanlardır. Diğer kişiler ise dekoratif unsurlar içerisinde okuyucuya sunulmuştur. Kiralık Konak İncelemesiNaim EfendiYaşlı bir Osmanlı bürokratıdır. İstanbul’da büyümüş, babasından kalan serveti ömür boyu korumuş, devletin yüksek mertebelerinde görev yapmasına rağmen servetine hiçbir şey eklememiştir. Oldukça terbiyeli, müşfik ve titiz biridir. Hassas ve kırılgandır. Kumardan nefret eder. Bir Osmanlı bürokratı olmasına rağmen mütasıp bir insan değildir. Romanda artık geçerliliği kalmamış bir takım değerleri temsil etmesine rağmen, romanın en sevimli, hazim ve saygı duyulan bir ve şerefine düşkündür. Bu konuda da Seniha’yı korumak adına kendi şerefinden fedakarlıklarda bulunur. Ama yine en ağır tokadı Seniha’dan yer. Hakikatte iki Naim Efendi’den söz gözler önünde somut olarak bulunan, erdemli, dürüst, sevgi dolu Naim Efendi; diğeri ise Yakup Kadri’nin zihninde bulunan, Türkiye tarihinin içinde Tanzimat sonrası sorumluları arasında yer alan bir dönemi temsil eden suçlu ama, soylu bir Naim Efendi bir tipidir. Kiralık Konak İncelemesiSenihaNaim Efendi’nin torunu Servet Bey’in kızıdır. 18 yaşındadır. Polonyalı bir kadın tarafından büyütülmüştür. Alafranga hayat hayranı şımarık bir kızdır. Pek çok kişi tarafından beğenilmektedir. Seniha’nın hiç değişmeyen hususiyeti ise alaycılığı ve şuhluğudur. Büyük babasını bunaltıcı bulur. Alafranga bir züppe olan babası Servet Bey’in düşüncelerini bile “iptidai, garip ve sakat” bulur. Seniha, romanda asır sonu olarak tabir edilen kadın tipine benzemeye çalışan bir kişi olarak verilir. Seniha’yı romandaki şu sözlerinden daha fazla tatbik edebiliriz“Zira, bu Frenklerin asır sonu diye vasıflandırdıkları bir genç kızdı; asır sonu, yeni bir nevi içtimai örnektir ki harici ve dahili yaşamında hale ve maziye ait her türlü hayattan ve istikbalin henüz hazırlanan cereyanlarına tabidir. Seniha, daima en son çıkan moda gazetelerinin resimlerine benzerdi. Körpe,ince ve çolak vücudu ipek böcekleri gibi daimi bir istihale içindedir. Günün aydınlıklarına göre mütemadiyen rengi değişen, yeşil gözleri gibi, sesinin bestesi, kımıldanışlarının ahengi ve hatta başının şeklide, mütemadiyen değişirdi. İçi de tıpkı dışı gibiydi , tıpkı gözlerinin rengine benzeyen bir ruhu vardı ; kah ihtilaçlı, kederli, bulanık, fena, kah berrak, rakit durgun ve ekseriya bir havai fişek kadar şenlikli idi.” Seniha, tantanaya ve debdebeye, iyi kumaşlar, nadide mücevherler düşkündür. Paraya önem iki çeşit Seniha vardır birincisi; başka insanlara benzemeyen, kişiliği kendine özgü olan “birey” Seniha; ikincisi de olumsuz bir örneğe benzemeye çalışan ve dolayısı ile bir tip olan Seniha. Kiralık Konak İncelemesiServet BeyNaim Efendi’nin damadıdır. Duyun-u umumiye müfettişlerindendir. Eserde 45 yaşında alafranga bir züppe olarak karşımıza çıkar. Alafranga bir hayat için sabahtan akşama kadar çalışır, çene patlatır ve Fransızca bilir. Tamamen Avrupa tarzında bir yaşam sürmek ister. Alafrangalık tutkusunda son derece samimidir. Naim Efendi’nin konağında bütün iradesini isteği gibi yürütür. Naim Efendi’ye muhaliftir, onunla münakaşalar kırmaktan, kaba ifadeler kullanmaktan çekinmez. Eskiye ait hiçbir şeyi kabul CelisNaim Efendi’nin yeğeninin oğlu, Seniha’nın büyük halasının torunudur. Yazdığı şiirlerle bazı genç kızların ilgisini çeker. Bir çok şiiri mecmuada basılmıştır. Çok hassas ve dalgın bir gençtir. Ağır başlı ve mahcup tavırlı birisidir. Hakkı Celis’in tek arzusu Seniha’nın gönlüne girebilmektedir. Bu uğurda yapamayacağı şey yoktur. Romanda kişilik özellikleri ve dünya görüşü değişmektedir. İmparatorluk çökerken o ay ışığında Verlaine’den yaşamın anlamını Clavdev’den şiirler okumakta bulur. Memleket sorunlarına ilgisizdir, ancak Seniha’ya delicesine aşıktır. Ona göre bu dünyada yapılabilecek en iyi şey hayatını Seniha’ya olan aşkına ve şiire adayarak ölmektedir. Kiralık Konak İncelemesiHakkı Celis konağın kapısından geçerken “belki de en iyisi bu muhabbet yolunda ölmektir” dedi “bu içindeki şurmeti uzun ve ateşin bir şiir halinde onun önüne dökmek ve ölmek”Hakkı Celis’in gelişmesi ile birlikte onun için yaşamın anlamı da değişir. Ve Hakkı Celis ölür, ama Seniha için bir şiir yazarak değil vatanı için BeyNaim Efendi’nin torunu, Cemil Bey’in arkadaşıdır. Ayrıca Seniha’nın çay partilerinin vazgeçilmez davetlisidir. Romanın başlarında Seniha’dan ilgi görür. Daha sonra da bu sevgi yerini bir tiksintiye bırakır. Küçük yaşından beri Avrupa’nın muhtelif şehirlerinde dolaşmış, oturmuş olduğu için tavır ve hareketlerinde hiç sahte görülmeyen bir Frenk zarafeti ve kuraklığı hikayeler anlatmayı, kadınlara üstü kapalı, imalı lafları söylemeyi, dans etmeyi, piyano çalmayı, kısacası batılı bir salon adamının bütün özelliklerini özümsemiştir. Kiralık Konak İncelemesiKumar oynamayı sever. Ondaki bu tutku ilerde Seniha’nın gözünden düşmesine sebep olur. Daima lakayt, şakacı ve rint olan Faik Bey, kumarda gayet ciddi ve asabidir. Maneviyattan çok maddiyata önem ilgisi geçici bir hevesten ibarettir. Fakat daha sonra aşka dönüşür. Bu aşk evlilikle sonuçlanmaz. Faik Bey terk edilir. Bu olay onun ruhi yapısında bir değişmeye neden olur. Artık uçarı ve çapkın geçtiği tarihler kesin olarak net çizelgelerle okuyucuya sunulmamıştır. Romanın başlarında Naim Efendi’nin şu sözlerinden olayın II. Abdülhamit devrinde yani II. Meşrutiyet devrinde geçtiğini anlamaktayız.“Çoğu Han devri ricalinden olan bu adamların her biri bir hile ile efendilerinin arabalarına binmiş seyisleri andırıyorlar.” Kiralık Konak İncelemesiBuda takriben1908 yılına denk gelmektedir. Vakanın anlatma zamanı ise 1922 yılıdır. Ancak bu eserde açık bir şekilde dile getirilmemiştir. II. Meşrutiyet döneminden Kurtuluş Savaşı’nın ilk yıllarına kadar geçen dönemi ele alarak ülkedeki değişmeleri ve yazışmaları gözler önüne olaylar genellikle İstanbul çevresinde geçer. Romanın ilk bölümünde mekan Naim Efendi’nin konağıdır. Yemek salonu Naim Efendi’nin odası, Seniha’nın odası çay partilerinin verildiği konağın bahçesi, Büyükada, Şişli, Cihangirdir. Kiralık Konak İncelemesiİkinci bölümde ise; Seniha’nın Büyükada’daki konağıdır. Yazar, mekan tasvirlerini ayrıntılı olarak yapmış, mekanın adını vermeyerek tasvirlerle yetinmiştir. Tasvirleri çok güçlüdür ve okuyucunun gözünün önünde canlı bir şekilde canlanmasını Büyükada’daki halası Necibe Hanım’ın köşkü şu şekilde canlı bir tasvirle verilmiştir “Köşkü Hristos’ta çamlar içinde gölgeli ve asude bir köşededir.” Anlatma problemi Kiralık Konak Dil ve üslupRomanın her sayfasında ince bir alay, ironik bir üslup vardır. Yakup Kadri, mizahi yeterince ve ustaca kullanmasını bildiği kadar, Türkçe’yi de ustaca kullanmıştır. Kiralık Konak İncelemesiTasvirler mükemmel bir şekilde yapılmış, benzetmeler tasvirlere canlılık vermiştir. Yazarın Seniha’yı anlatırken kullandığı kelimeler, Seniha’nın okuyucunun gözünde canlanmasını sağlamaktadır.“Körpe,ince, çolak vücudu, ipek böcekleri gibi daima bir istiale başkalaşım içindedir. Romanda montaj tekniği ile “Celal Sahir” den birkaç mısra söylemiştir.“Saçlarım, saçlarımla eğlenme! Bırak onları nasıl perişansa Öyle kalsın ve ihtizas-ı mesa…”Sıkça deyimlere başvurmuştur. Köşeye çekilmek, sapsarı kesilmek, kıpkırmızı kesilmek, küplere binmek, dili tutulmak, taş kesilmek anlaşılır bir sadelikle yani konuşma diliyle bir anlatıma kaynaklı sözcükler, büyük ölçüde Arapça ve Fransızca’dan söyleyişler ise, Batı hayranı olan Seniha ve Faik Bey’in ağzından söyleniyor.“Faik bey gayet alafranga bir kahkaha ile gülerAvrupa mı?Ah! J’an ai soupe ma chére dedi ve bu genç adam Seniha’yı bu cihetten de harikulade görünüyordu …” “Yazarlar çoğu zaman iç ve dış alemi anlatırken, teşbihlere başvurular. Zola’nın eserlerinde hakim olan fikir “ insanın hayvanlığı” düşüncesi ile yapılan teşbihlerdir.” Bu teşbihlerde yazar genellikle kadınları kediye erkekleri de köpeğe benzetiyor.“Büyükbabasının etrafında her an üstüne atılmaya müheyya hazır bir yabani kedi gibi kabararak, homurdanarak dolaşıyordu.”“Bu gözlerin gittikçe koyulaşan rengi altında, yırtıcı kuşların bakışındaki vahşi huşuneti seziliyordu.” Yakup Kadri’nin gözünü en fazla okşayan şey, renktir. Renkler içinde özellikle kırmızı renktir. Kırmızı rengin çeşitlerini hemen hemen her nüshasını, onun tasvirlerinde görürüz.“Sekine hanım kıpkırmızı kesildi”Yazar romandaki şahıslardan “Hakkı Celis” e kırmızı rengi çok sevdiğini söyletir“Yere yumuşak, kadifemsi, bir kırmızı halı döşenmişti, mobilyanın rengi bu halının biraz daha koyusuydu” … “ Oh, ne güzel bir odanız var” dedi; “bu rengi pek severim; zannederim ki, zamanın meşhur maşukaları hep bu renkte giyinirlerdi. İspanya’yı bu renkte tasavvur ederim; bu renk bana çok ateşin, hummalı, zorlu, mehib ve müthiş şeyleri hatırlatır. Barres’in cümleleri, d’Annunzio’nun mısraları, boğa güreşleri, Don Joze’nin macerası. İşte hatırıma böyle şeyler gelir.” Kiralık Konak İncelemesiYakup Kadri, Latin ve Yunan mitolojisine ve antikaya ait teşbihler yapmayı, şahıslarını, dünya edebiyatının meşhur tiplerine benzetmeyi sever.“Siz, sevgiyi destanlarda, çoban muaşakası masallarında Romeo ve Juliette’te olduğu gibi anılıyorsunuz.” Yakup Kadri, korkuya da önem verir.“…Bunun içinde birer kekik ve mercanköşk gibi baharatlı nebatlardan bir şey var; fakat mutlaka bir cadı, bütün bu nebatları kaynattığı imbiğe, fevkattabiiye doğa üstü bir şey kattı. Belki bir şeytanın terinden veya bir cinin tükürüğünden birkaç damla karıştı.”Tasavvuf terimler de kullanılmıştır.“Naim Efendi, damadının hışmından kurtulmak için odasının içinde tariki dünya dünyayı terk eden, dünyadan elini eteğini çekmiş bir dervişe dönmüştü.”Yakup Kadri de Flaubert gibi fikirlerini imajlarla ifade eder. Kullandığı mizahlar teşbihlerle yapılmayıp fikirlerden meydana mücerret bir halde, belirsiz olarak doğuyor, sonra imaja dönüyor.“Seniha ruhu kederli, bulanık ve fena, kah berrak, rakıt ve ekseriye bir havai fişek gibi şenlikli idi.” Yakup Kadri, Chateubrland’dan gelen ve Flaubert’in çok kullandığı bir tarz olan gördüğümüz bir manzara ile ruh halini mukayese etmek veya ince hisleri, kendilerine fiziki bir görünüş vererek imajlarını hazırlar.“Seniha “Bu kuytu ve çukur bahçe benim mezarım;” dedi, “bu rutubetli topraklara bu yıkık setlerin altına, bu yosunlu havuzun suları içinde ne arzular, ne emeller, ne huylalar gördüm! Bahçeden nefretle başını çevirdi”…Kiralık Konak YapıRoman, giriş, gelişme ve sonuç bölümünden oluşmaktadır. İlk bölümde Naim Efendi’nin ailesini ve çevresini tanıtmıştır. İkinci bölüm yani gelişme bölümü, Seniha’nın her pazartesi vermiş olduğu çay partilerini, düzenlediği bölümdür. Son bölüm olan sonuç bölümü ise; Hakkı Celis’in yazar tarafından daha ön plana çıkarıldığı bölümdür. Naim Efendi bu bölümde artık konakla özdeşleşir. Her ikisi de kaybolup giden bir devrin sembolü olurlar. Sonuç bölümü Hakkı Celis’in Çanakkale cephesine gönderilmesiyle başlar ve onun ölümüyle biter. Kiralık Konak İncelemesi“Roman karşıtlıklar üzerine kurulmuştur. Olayların ve kişilerin geliştirilmesinde çatışma olgusundan yararlanılmıştır. Kiralık Konak’ta, birbirlerini devamı niteliğinde bir konakta yaşayan üç nesilden oluşan bir ailede, nesiller arası çatışmaların üzerinde durulmuş olup, bunlardan Naim Efendi birinci nesil, kızı Sakine Hanım ve damat Servet Bey ikinci nesil, torunu Cemil ve Seniha da son Efendi, Servet Bey ve Seniha’nın değerli buldukları şeyler arasındaki ayrım, bazı çatışmalara neden olur. Değişen nesillerin arasında ortak değerlerin bulunmaması ve batılılaşmanın yalnızca yozlaşmak şeklinde dile getirilmesi, cemiyet hayatı için bir düşüş olmuştur. Düşüşün simgesi olan Naim Efendi Konağı sakinleri arasında; şımarıklık ve zübbelik olarak bilinen, çağdaşlık; aşk ve evlilik dışı ilişkiler, sosyal hayat anlayışı çatışmalar meydana ve evlilik konusunda; Seniha büyüklerinden farklı düşünmektedir. O da babası gibi eski adetleri reddeder. Bu konudaki ilk çatışma budur. Seniha ile Naim Efendi arasında, Naim Efendi ile Faik Bey arasında bu konuyla ilgili bir çatışma mevcuttur. Naim Efendi eski usulle evliliğin daha kalıcı olacağını, severek evlenen gençlerin belli bir süre sonra bir takım şeylerden sıkılıp, birbirlerinden uzaklaşacağının kanısındadır. Kiralık Konak İncelemesiFaik Bey ise çok uçarı, kız düşkünü bir insandır. Kadınlarla gönül eğlendirmeyi seven hatta, biriyle beraber iken hatta onun haricinde aynı anda üç kişiyi idare edebilen bir kişi idi. Zamane gençlerindendi ve kumara düşkündü. Seniha ve Faik Beye göre evlilik, bir kalp meselesi olmaktan ziyade hesap ve akıl meselesidir. Buda doğrudan doğruya paraya dayanırdı. İkisi de ellerinde para olmadığı için, şimdiki sevişmelerini evlenerek didişmeye çevirmek Efendi ile Servet Bey arasında hayattaki idealleri ve yaşam tarzı ve hayattan beklentileri gibi hususiyetlerde çatışma vardır. Servet Bey modern ve gösterişli apartmanlarda yaşama meraklısıdır. Naim Efendi ise konak hayatına tutkundur.“Yakup Kadri, romanda iç monologa yer vermez. Olayları ve konuşmaları olduğu gibi anlatır. Özellikle ikinci bölümden sonra, Hakkı Celis üzerine yönelir ve olaylar kişiler, onun ağzından anlatır ve eleştirir.” Kiralık Konak İncelemesiKiralık Konak TemaToplumda meydana gelen toplumsal gelişmelerin, aile hayatı olduğu kadar nesiller arasında ilişkileri de olumsuz yönde etkilemesi. Kiralık Konak KonusuEserdeki yardımcı fikirlerde şunlardır ⦁ İnsanların kumar gibi kötü alışkanlıkların, hayatındaki maddi ve manevi bütün değerleri elinden alması. ⦁ Özenti gibi, insanların kişiliğini olumsuz yönde etkileyen, kişileri yanlış yönlere sevk etmesi ve bunun sonucunda yaşanan manevi çöküntü.
KİTABIN ADI KİRALIK KONAK KİTABIN YAZARI Yakup Kadri KARAOSMANOĞLU YAYIN EVİ İletişim Yayınları BASIM YILI 1999 20. Baskı KONUSU Türk toplumunun tarihsel gelişim sürecinde ilk belirtileri XVIII. Yüzyılda görülen ve tanzimatla somutlaşan batılılaşma hareketleri buna bağlı olarak hayat tarzı, değerler ahlak kısacası kültürel KİTABIN ÖZETİ Naim Efendi çok zengin, zengin olduğu kadarda hesaplı bir kişiydi. Babasından kalma bir servetti. Büyük bir ihtimamla idare ve muhafaza ediyordu. II. Abdülhamit döneminde devletin yüksek mevkilerinde bulundu. Bir çok defalar valiliklerde dolaştı. Şürayı Devlet Azası, Rüşümat Müdiri Umumisi oldu. İnkılaptan iki sene evvel dolaşık bir “TEVLİYET” Mütevellilik davası yüzünden istifasını verdi ve Hükümet işlerinden tiksinerek bir köşeye çekildi. Fakat memuriyet döneminden kalma bayramlaşma ve özel deftere imza olayını hiçbir zaman çocukluğu, bütün gençliği İstanbul un en kalabalık konağında geçen Naim Efendi eğlenceli meclisleri, ahbap arasındaki sohbetleri, misafirlere ziyafetleri çok severdi. Fakat öyle bir zaman yaşadı ki bunların hepsi yasaktı. Naim Efendi yeni sazdan, yeni şarkılardan zevk almak şöyle dursun, son senelerde yazılan ve konuşulan Türkçe’yi de beş sene öncesine kadar karısı Nefise Hanımefendi yanı başında idi, rahatını huzurunu mümkün mertebe koruyordu. Zira, bu ihtiyar kadın ölünce evin içinde yalnız kaldı. O öldükten sonra yerine Sekine hanım geçti; fakat Sekine Hanım hiçbir cihetten annesine benzetmiyordu. Tabi ki babası gibi çekingen, içinde titiz, iradesiz, tembel bir kadındı; hususiyle kocasının nüfusuna ve çocuklarının arzularına son derece uyardı. Kocası ise kırk beş yaşında bir züppeden başka bir şey Efendinin damadı Düyunu Umumiye Müfettişlerinden Servet Bey, Naim Efendinin saflığından yararlanarak bütün iradesini konak içerisinde istediği gibi yürütüyordu. Servet Beyin oğlu Cemil henüz yirmi yaşında bir mektup çocuğu olmasına rağmen Beyoğlu’ndaki büyük lokantaların, gazinoların, barların sadık gediklisi idi. Bu yaşında bir çok zevkleri vardı. Biraderinin küçük sırlarında vakıf olan Seniha ise son çıkan moda gazetelerinin resimlerine benzerdi. Körpe ince ve çolak vücudu ipek böcekleri gibi daima biçim değiştirme,başkalaşma günleri Seniha’nın çay günleridir. Avrupa’nın bütün kibar kadınları gibi o günleri giyinir; kuşanır ve tam beşte konağın salonunda nadir görülen bir hanımefendi vakariyle ziyaretçilerini beklerdi. Seniha salonun bir köşesinde iki genç kızla halasının torunu Hakkı Celis’in kendisine okuduğu şiirleri dinler, gözüküyordu. Bu genç kendisinden iki ay küçük olmasına rağmen ve bir çok şiiri bazı mecmualarda çıkmasına rağmen ona parmakları mürekkep lekeli ve pantolonunun dizleri çıkmış zavallı bir mektep çocuğu gibi görünmekten kurtulamıyordu. Saat beşe henüz gelmişti ki; Faik Bey konağı ziyarete geldi. Faik Bey Cemil’in yakın arkadaşları arasındaydı. Kumral, zayıf, uzun saçları iyi taranmış bir gençti. Küçük yaşından beri Avrupa’nın muhtelif şehirlerinde dolaşmış, oturmuş olduğu için hareketlerinde hiç sahte görülmeyen bir frenk zarafeti ve kıvraklığı vardı. Faik Bey ile Seniha arasındaki münasebetin bir arkadaşlık derecesinden fazla olduğunu genç kızın bütün erkek ve kadın arkadaşları bili buna da hafif bir flört manasını verirlerdi. Zira Faik Bey, pek çapkın bir delikanlı ve Seniha, pek şuh bir genç kızdı. Günden güne aralarındaki sevgi çoğalmaya başladı. Faik Bey için Seniha’yı sevmek birdenbire vazgeçilmez oluverdi. O şimdi kumara ne kadar düşkün ise, Seniha’yı da o kadar arıyor. Seniha’ya kendini o kadar düşkün günlük bir ayrılıktan sonra sabah Faik Bey konağa geldi. Henüz herkes uykudaydı. Saçları karma karışık, yüzü sapsarıydı. Yanaklarında üç günlük bir sakal, toz renginde bir kir tabakası vardı. Seniha ne var? Ne oldu? Demek isteyen gözlerle Faik Bey’ i süzdü. Faik Bey sessiz bir şekilde hiçbir şey söylemiyordu. Seniha daha sonra kardeşi Cemil’ den öğrendiği kadarıyla Faik Bey’ in kumarda Üç yüz elli lira kaybettiğini ve paraya ihtiyacı olduğunu öğrendi. Cemil parayı Seniha’nın büyükbabasından istemesini söyledi. Seniha’nın bunun mümkün olmayacağını söylemesi üzerine Cemil Seniha’nın elmaslarını rehin koymasını dolabını açtı içinden bir çekmece çıkardı. Çekmecenin içinden birkaç tane mahfaza aldı ve birer birer Cemil’e ilk defa olarak ağır ve ciddi bir şekilde düşündü, kaldı. Hayat bir an içinde, ona çıplak ve en kaba haliyle görünmüştü. Bu dünyada her şey ne bayağı, ne beyhude, ne kirliydi... Bu dünyada güzellik bir hayal, sezgi bir efsane, asalet ve zerafet, insanın üstünde hafif bir cilaydı. En güzel bir yüze bir iskelet ifadesi vermek için iki gecelik bir uykusuzluk, bir sevgiyi bir alışverişe çevirmek için birkaç paket iskambil kağıdı, en zarif bir adamı bir dilenciye döndürmek için üç yüz elli liralık bir borç kalbinin bu bir günlük imtihanından epeyce değişmiş çıktı. Aşktan evvel ki alaycı, havai, şuh ve işveli haline avdet kiraya verip kardeşi Selma Hanımefendinin yanına taşınma bahsi çıktığından beri Naim Efendi’ nin rahatı huzuru büsbütün kaçtı. Selma Hanımefendinin kararı o kadar katıydı ki hiçbir mazeretle bunun önüne geçmek kabil Efendi;“Burada doğmuşum, burada yaşamışım, ihtiyarlamışım! Nasıl bırakır giderim?” Hanım;“Burada, fareler, örümcekler ortasında yapayalnız öleceğine, benim yanımda benim gözüm önünde ölürsün!” Naim Efendiyle beraber, her gün biraz daha yıkılıp gidiyordu. Zili bozulan sokak kapısı ağır bir tokmakla vuruluyor ve bir çok gıcırtılarla mustarip bir hayvan gibi sarsıla ANA FİKRİ zamanındaki yanış batılılaşmayı ve bunun sonucunda oluşan değer kargaşası ve kuşaklar arası kopukluk sayesinde insanlar birbirlerini anlamada herşeyi batıdan gördüğümüz şekliyle kopyası olarak almamamız gerektiği OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİNaim Efendini,konağın düzeni temellerinden sarsan inkılap rüzgarından gördüğü resmi ve gayrı resmi bütün pisliklere rağmen, devlete ve devlet adamlarına karşı hala derin bir saygısı vardır. Naim Efendi o terbiyeli içli, pek nazik bir adam olduğu için, kederlendiğinde bile kimse farkına varmazdı. Defterihakani ve Evkaf nezaretlerinde görev Efendinin gözlü,körpe ve ince bir kaçışın, bir kurtuluşun sürüklediği, toplum koşullarının biçimlendirdiği bir bir yapıya sahiptir fakat değişmeyen tek hususiyeti alaycılığı ve Bey, Kuniral, zayıf, uzun ve saçları iyi taranmış bir daimi misafiri ve Servet Beyin çocuklarının ayrılmaz bir yoldaşı Beyde kumar düşkünlüğü yaşından beri Avrupa'nın muhtelif şehirlerinde dolaşmış,oturmuş olduğu için Servet Bey,Naim Efendinin ve Türklükten nefret eden bir kazasker Umumiye ve hareketlerinde hiç sahte görünmeyen bir Frenk zarafeti ve kıvraklığı Celis,Faik Bey’in yazma konusunda ruh bayalığından olup Çanakkale'ye gider ve ülkesinin siyasal sorunlarına ilgi Naim Efendinin yirmi yaşında bir mektep çocuğu olmasına rağmen, Beyoğlu'ndaki büyük lokantaların,gazinoların, barların, bazı eğlenceli evlerinin sadık bir Bey,Naim Efendinin ve Türklükten nefret eden bir kazasker Umumiye Hanım,Naim Bey’in içinden titiz,iradesiz, tembel bir ölümünden sonra yerine Hanımefendi karısı yaşadığı dönemde evin düzeni ondan seçerken bile çok titiz davranırdı. Selma Hanımefendi, Naim Efendinin kızlığından beri ailenin içinde herkesten ziyade kendisine hürmet ettiren ağır, haşmetli ve amirane birhali var. Naim Efendiyi kah yakından, kah uzaktan sevk ve idare eden Selma HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER Kiralık Konak,çağına tanık olmuş bütün yapıtlar gibi günümüzü deilgilendiren bir romandır. Kiralık Konak üç ayrı insanın gözünden görülmüş bir ortamı Efendi'nin erden Osmanlı dünyası,Hakkı Celis'in coşkun duygusallığı ve Seniha'nın bireyselleşme Kadri,bu romanıyla o dönemdeki diğer yazarlardan kendini bariz bir şekide anlatımı yapaylıktan kurtarmıştır ve yazıya zenginik dönemi ve olayları eserlerinde ustaca YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ 27 mart 1889’da Kahire’de babasının ölümü nedeniyle İskenderiye’deki bir Fransız okulunda tamamladıİstanbul Hukuk Okulu’nu Gazetesi’ndeki yazılarıyla Kurtuluş savaı’na destek ve sonra Manisa milletvekilliği zamanda gazete ve roman yazarlığını Dergisi’nin kapatıldıktan sonra Tiran Eçiliği’ne sırayla birçok elçiliklere Meclis Üyeliği’ne siyasi görevi Manisa Milletvekilliği aralık 1974’te Ankara’da öldü.
kiralık konak kişiler arasındaki ilişkiler